Cuma, Ekim 30, 2020
Ana Sayfa Efsanenin Sahibi Hasan Sabbah ALAMUT Kalesinin Efsane Sahibi

Hasan Sabbah ALAMUT Kalesinin Efsane Sahibi

Üst düzey bilgi birikimi ve tecrübeye sahip, Otoriter bir lider kişiliği bulunan, kurduğu tarikat’le farklı askeri taktikler geliştiren ve 35 sene boyunca Efsaneleştiği Alamut Kalesinden hiç çıkmadan suikaste dayalı saldırılar gerçekleştiren, Hükmedenlere Hükmeden Efsane bir Lider Hasan bin Sabbah..

Din alimi olmak isteyen Sabbah tahsilini devam ettirmek için Rey şehrine gitti. On yedi yaşına kadar bağlı kaldığı Oniki İmam Şiiliğinden, karşılaştığı Fatımi Daisi etkisiyle İsmaililik mezhebine geçiş yaptı. Sabbah’taki yeteneği fark eden Irak bölgesi başdaisi İbn Attaş kendisine Fatımî Halifesi Müstansır’ın yanına gitmesini ve Darülhikme’de İsmaili mezhebi hakkında eğitim almasını tavsiye etti. İsfahan civarında iki yıl İbn Attaş’ın vekili olarak davette bulunduktan sonra Azerbaycan, Musul, Sincar, Rahbe, Şam, Sayda, Sur ve Akka üzerinden 1078 yılında Kahire’ye ulaştı. Burada başdai Ebu Davud tarafından karşılandı ve Halife Müstansır-Billah ile görüştü, ilgi ve alakasına mazhar oldu. Halife, kendisini vekil olarak seçti ve ileride Horasan bölgesinde dailik yapmasını istedi.

Hasan Sabbah, Halife Müstansır’dan sonra hilafet makamına veliaht Nizar’ın geçmesini isterken vezir ve başkumandan Bedr el-Cemali ise Ahmed el-Müsta’li’nin geçmesini istiyordu. Sabbah’ın muhalefetiyle karşılaşan el-Cemali, Sabbah’ı önce hapse attı ardından da ülkeden sürdü veya diğer bir rivayete göre Sabbah Mısır’dan kaçtı ve 1081 yılında İsfahan’a ulaştı. 9 yıl boyunca İran’ı baştan sona dolaşarak Batıniliğin propagandasını yaptı. İran’ın kuzeyine yöneldi. Özellikle Deylem bölgesi ile ilgilendi. Bu bölge İslam’ı zorla kabul etmeyen, toprakları zor fethedilen, savaşçı ve eski gelenekleri sürdüren yerli bir halkın kontrolündeydi. Bu propagandadan çok etkilenen Gilan, Mazenderan bölgelerinde 3 yıl boyunca çalışarak dağlardaki savaşçıları ve gönderdiği dailer sayesinde bölge halkını yanına çekti. Sabbah’ın faaliyetlerini izleyen Selçuklu Veziri Nizamülmülk yakalanması için emir verdi. Bunun üzerine Hasan Kazvin’e kaçtı. Burada müstahkem Alamut Kalesi’ni karargahı olarak seçerek Nizârî-İsmaili Devleti’ni 4 Eylül 1090 tarihinde kurdu.

Alamut Kalesi’ne yerleştikten sonra kaleyi ele geçirilemez ve kuşatmalara dayanacak şekilde tahkim ettirdi ve yiyeceklerin uzun süre bozulmaması için depolar yaptırdı. Bundan sonra Alamut askeri ve idari merkezi oldu. Halife Müstansır’ın ölümünün ardından yerine Sabbah’ın muhalif olduğu diğer oğlu Müsta’li-Billah geçti. Sabbah bu durumu kabul etmeyerek Nizar’ı destekledi ve adına hutbe okuttu. İsmaililer’in Müstaliyye ve Nizariyye olarak ikiye ayrılmasıyla Sabbah Alamut’ta Nizariler’in lideri konumuna geldi ve Fatımîler’le ilişkilerini bütünüyle kesti.

Nizariler’i Fatımîler’den ayıran en önemli fark Nizariler’e düşman olanların fedailer tarafından öldürülmesinin dini bir vazife olarak kabul edilmesidir. Müritlerinin eğitim almasını yasaklayarak cahil kalmalarını sağlamıştır. Onların eğitim almasına gerek yok, çünkü Allah’ı tanımak akıl ve fikirle değil masum imamın yol göstermesiyle mümkündür. Ayrıca müritlerine cenneti vadediyor ve cennetteki mutluluğu dünyada hissetmeleri için onlara esrar içiriyordu ve bu şekilde emirlerini koşulsuz yerine getiren fedai haline geliyorlardı.

Sonunda Hasan Sabbah Elburz Dağları’ndaki Alamut Kalesi’nde karar kıldı. Kale geniş bir vadiye egemen konumdaki büyük bir kayalık üzerine inşa edilmişti. İki bin metre yükseklikteki kale kayanın tabanının yüzlerce metre üzerinde, yalnızca sarp ve dolambaçlı bir patikadan çıkılabilen bir yerde bulunmaktaydı. Rivayete göre kale Deylem krallarından biri tarafından inşa edilmişti. Kral kartalını salmış, kartal ise bu kayalığa konmuş, böylece kalenin yapımına başlanmıştı. Ve kaleye “kartalın öğretisi” anlamında “Aluh Amut” ismi verilmişti.

Hasan Sabbah’ın buraya vardığı sırada kale onu Selçuklu sultanından almış olan Alevi Mehdi adındaki bir hükümdarın elindeydi. Önce bölgeye dailerini yollayan Hasan, bölge halkını ve Alamut’ta yaşayanları kendi tarafına çekmiştir. Hasan Sabbah bu olayları şöyle anlatmaktadır:

Ve sonra Kazvin’den Alamut’a bir dai gönderdim. Alamut insanlarından bazıları dainin telkinlerine uyup mezhep değiştirdiler ve Alevileri de buna teşvik ettiler. Dai yenilgiye uğramış gibi göründü, ancak bir yolunu bulup dönmelerin tümünü kale dışına çıkardı ve bütün kapıları kapatarak kalenin sultanın malı olduğunu ilan etti. Uzun münakaşalardan sonra onları yeniden içeri aldı ve insanlar da daha kötüsüyle karşılaşmamak için onun himayesi altına girdiler.

Bundan sonra 4 Eylül 1090 günü gizlice kaleye alınmış, kalenin önceki sahibi elinden bir şey gelmediği için kaleyi terk etmiştir. İranlı tarihçilere göre Hasan Sabbah, Mehdi’ye üç bin altın dinar değerinde bir senet vermiştir. Böylece Hasan Sabbah, Haşhaşin tarikatını resmen kurmuştur.

Hasan Sabbah tarafından kale Zeydî Mehdi’ye Üç Bin Altın Dinar ödenmek suretiyle teslim alındı. Ödeme İsmaili Davah hareketine gönül vermiş “Muzaffer Reis” ismindeki bir Selçuklu subayı tarafından gerçekleştirildi.Kalenin bu şekilde Mehdi’den alınması sırasında ise hiçbir vahşet gerçekleşmemiş oldu.

Hasan Sabbah, Alamut’a yerleştikten sonra 34 yıl boyunca buradan hiç ayrılmamıştır. Rivayetlere göre Alamut’taki kendi odasından bile sadece birkaç kez çıkmıştır. Alamut’a yerleştikten sonra Büyük Selçuklu Devleti ve Abbasilere yönelik mücadelesine başlayan Hasan Sabbah, kendi döneminde elliye yakın suikast gerçekleştirmiştir. Bunların en önemlisi ve ilki Nizamülmülk’ün öldürülmesidir. Diğerleri ise Selçuklu üst düzey devlet görevlileri ve Abbasi din adamlarına yönelik suikastlerdir. Nizamülmülk’ün öldürülmesi ve ardından Melikşah’ın ölümü sonrasında Sencer, Berkyaruk ve Muhammed Tapar arasında taht kavgaları başlamış ve Selçuklular gerilemeye başlamıştır. Hasan Sabbah Selçuklu sarayındaki taht kavgalarını kendi lehine kullanmıştır. Ayrıca Hasan Sabbah döneminde başka önemli kaleler de ele geçirilmiştir.

Hasan Sabbah döneminin en ilginç olaylarından biri de büyük Sünni tarihçi Alaeddin Cüveyni’nin aktardığı olaydır. Cüveyni’ye göre Muhammed Tapar’ın ölümünden sonra tahta geçen Sencer’e barış elçileri gönderen Hasan Sabbah, tekliflerin kabul edilmemesi nedeniyle saraydan birilerini yanına çekerek sultanın başucuna bir hançer saplanmasını sağlamıştır. Ayıldığında büyük paniğe kapılan Sultan olayı gizli tutmaya çalışmış ancak olayın hemen ardından bir elçiyle gelen mesajda Hasan Sabbah, ” Ben istemez miydim ki o hançer sert taşa değil de sultanın yumuşacık göğsüne saplansın.”demiştir. Bu olaydan sonra İsmaililer, Sencer döneminde oldukça rahatlamıştır.

Mayıs 1124’te hastalanıp yatağa düşen Hasan Sabbah, ölümünün yaklaştığını düşünerek halefi olması için Lemeser Kalesi komutanı Kiya Ummid’i seçti. Ebu Ali’yi sağına oturttu ve kendisini misyonerlik faaliyetlerinin başına getirdi. Kasranlı Adem’in Oğlu Hasan’ı sağına ve ordularının komutanı Kiya Ebu Cafer’i de önüne oturttu ve onlara imamın gelip devletin başına geçeceği güne dek Kiya Ummid’in liderliğinde uyum içinde çalışmalarını salık verdi ve 23 Mayıs 1124 Cuma günü öldü.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar

Hasan Sabbah ALAMUT Kalesinin Efsane Sahibi

Üst düzey bilgi birikimi ve tecrübeye sahip, Otoriter bir lider kişiliği bulunan, kurduğu tarikat'le farklı askeri taktikler geliştiren ve 35 sene boyunca...

Amerika Birleşik Devletleri ABD

ABD'nin 1492'de Avrupalılar tarafından keşfinden sonra İspanyollar, Portekizliler, Fransızlar ve İngilizler, buradaki yerli halkların aleyhine toprak sahibi oldular. Avrupalılar, Amerika'daki topraklarını genişlettikten sonra,...

Konfüçyüs Kimdir?

Konfüçyüs, Konfüçyanizmin kurucusu olup MÖ 551’de, Çin’de Lu eyaletinin Tsou şehrinde dünyaya geldi. O, Kung Fu-Tzu (üstat veya filozof Kung) olarak anılmıştır.

Yahudiliğin Doğuşu ve Yayılışı

Yahudilik tarihini Hz. İbrahim’le başlatır. Yahudi inancına göre Hz. İbrahimilk Yahudi’dir. Hz. İbrahim, Tevrat’ın ifadesine göre Keldanilerin yaşadığı Urşehrinde dünyaya gelmiştir. Babası Terah (İslam kaynaklarına göre Azer),ailesini alarak Harran’a...

Son Yorumlar